YILKI Kelimesi Üzerine


Türk Dil Kurumu Yayını,

TÜRK DİLİ
Dil ve Edebiyat Dergisi

Sayı: 593
Mayıs 2001
Sayfa 538-541


“YILKI” KELİMESİ ÜZERİNE
Doç. Dr. Necati DEMİR

Türkçe’de kökeni tartışılan kelimelerden biri de yılkı kelimesidir. Eski metinlerde sık sayılabilecek derecede geçen fakat günümüze yalnızca ağızlarda ve bazı Türk lehçelerinde yürürlükte olan bu kelimenin üzerinde çok sayıda dil araştırmacısı durmuştur.

yılkı kelimesi, Eski Türkçe’den beri pek çok anlamda kullanılmıştır. A von Gabain, Eski Türkçe metinlerdeki durumunu göz önüne alarak davar, hayvanlar dünyası anlamına geldiğini bildirmiştir [1] . Eski Uygur Türkçe’si metinlerinde ise büyük baş hayvan, hayvan [2] , Divanü Lügati’t Türk’te dört ayaklı hayvanların genel adı olarak yürürlüktedir [3] .

Zaman içerisinde daha özel anlamlar yüklendiği de anlaşılmaktadır. Orhun Abideleri, Codex Cumanicus [4] ve Dede Korkut Hikayeleri’nde at, at sürüsü yerine kullanılması bunu işaret etmektedir.

Eski Türkiye Türkçesi metinlerinde hem genel olarak hayvan ve hayvan sürüsü, hem de at sürüsü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anadolu ağızlarında at sürüsü, başı boş dolaşan at, öküz, inek vb. sürüsü ve iyi koşan at anlamlarında kullanıldığı tespit edilmiştir.

Bütün bunlardan anlaşıldığına göre başlangıçta kelime genel olarak dört bacaklı hayvanları karşılamaktadır. Zaman içerisinde daha özele indirilerek evcilleştirilebilen at, koyun, sığır ve bunların sürüleri için kullanılmıştır.

Kelimenin şekli Türkçe’nin tarihî dönemlerine ve coğrafyalara göre farklılıklar göstermektedir. Eski Türkçe’de (Köktürk, Uygur, ve Karahanlı dönemlerinde), Kıpçak Türkçesi’nde; Türkiye Türkçesi’nde olduğu gibi, yılkı biçimindedir. Eski Türkiye Türkçesi’nde yılkı, yılhı, ılkı, ılhı, ılku şeklinde değişiklikler arz eder. Altay Türkçesi’nde, Kırgız Türkçesi’nde iki şekilde karşımıza çıkmaktadır: ılkı, yılkı; Azerbaycan Türkçesi’nde y- ünsüzü yoktur ve ilk ünsüzü incedir: ilhı; Uygur Türkçesi’nde y->j- değişmesi göze çarpmaktadır. Ayrıca son ünlüsü genişlemiştir: jilka; Özbek Türkçesi’nde ünlüleri incedir: yilki; Şor Türkçesi’nde y->ç- değişmesiyle çılgı; Yakutça da ise y->s- denkliğinden dolayı sılgı biçimindedir.

Kelimenin kökeni konusunda farklı görüşler vardır. James Russel Hamilton, kelimenin yıl “yıl-sene” kökünden geldiğini, ve –kı ekiyle bir yaşındaki hayvan manasına geldiğini söylemiştir [5] . Bazin, Rasanen ve Clauson’un da aynı düşüncede olduğu anlaşılmaktadır. Clauson bu düşünceye katılmanın yanı sıra yılsığ kelimesiyle araştırmacıları desteklemek istemiştir [6] . Vambéry yıl- “toplamak, birleştirmek” kökünden geldiği görüşündedir [7] . Hasan Eren kelimenin Türkçe lehçe ve şivelerindeki anlamlarını ve şekillerini vermiş, araştırmacıların görüşlerini özetlemiştir. Kelimenin kökeni konusunda kendisi görüş bildirmemiştir [8] .

yılkı kelimesi, büyük ihtimalle ıl- kökünden gelmektedir. Divanü Lügati’t Türk’te geçen bu fiil, “inmek” anlamındadır.

Yılkı’nın bu kökten geldiği aslında Kırgız Türkçesi’nde daha açık görülmektedir. Kırgız Türkçesi’nde cıl- fiili hareket etmek, yere doğru pek fazla eğilerek yürümek anlamına gelmektedir. Bu fiil Divanü Lügati’t Türk’te geçen ıl- ile aynı kökten geliyor olmalıdır. cıl- ve ıl- arasındaki fark ön sesle ilgilidir. Türkçe’de ön seste y- türemesi olduğu bir gerçektir. Bilindiği gibi Türkiye Türkçesi’ndeki y- ünsüzü, Kırgız ve Kıpçak Türkçeleri’nde çoğunlukla c- ünsüzüyle denktir.

Kırgız türkçesi’nde cıl- kökünden türeyen ve anlam ilişkisi olan pek çok kelime bulunmaktadır: cıldır- “hareket ettirmek”; cıldırma; “gizlice, sinsice hareket eden”, cılma “yerde sürünen”, cılgısız “hareketsiz”, cılkı “at”, cılkıcılık “çobanlık”, cılkıhnı “atları çok olan” [9] .

Yılkı kelimesinin eski Türkiye Türkçesi’nde ılkı, yılhı, ılku, yılkı “hayvan, at sürüsü, hayvan sürüsü” şeklinde geçtiğini yukarıda söylemiştik [10] . Eski Türkiye Türkçesi metinlerinde geçen ılgar it- “dörtnala at koşturmak” [11] , ılgalamak “dörtnala koşmak” [12] , yılık “eğik”, yılıkdur- “eğilmek”, yılıkmak “eğilmek” kelimeleri de aynı kökten geliyor gibi gözükmektedir [13] .

Derleme Sözlüğü’nde yer alan ılgalamak “at dörtnala koşmak”, ılgar “hayvanların yürümeyle koşma arasındaki yürüyüşü”, ılgı “patika”, yılgı “harman yerini çiğneyip düzeltmekte kullanılan taş merdane”, yılgılamak “silindir geçirerek yeri düzlemek”, yılmalamak “yokuş aşağı inmek”, ılgın yılgın “sulak yerlerde kendiliğinden biten ve yere paralel büyüyen bir ağaç”, ılgın yılgın “eğik”, yılık “eğri” kelimeleri de muhtemelen aynı köktendir [14] .

Kelime ile ilgili diğer bir konu da ön seste “y-” ünsüzü türemesidir. Eski Türkiye Türkçesi ve Kuman Türkçesi’nde ılkı; Azerbaycan Türkçesinde ilhı, Türkmenistan Türkçesi’nde ılkı, Eski Türkiye Türkçesinde ılkı, ılhı, ılku şeklinde kullanılması, bunun bir delili olması gerektir.

Türkçe’de ön seste y- türemesi tartışmalı bir konudur. Tartışmalı bir konu olduğu için pek çok araştırmacıyı meşgul etmiştir. Bazı kelimelerin başında bulunan y- sesi, Türkçe’nin tarihî seyri içersinde ve Türkçe’nin konuşulduğu bölgelerde kararsızlık göstermektedir. Kararsızlık göstermesinden dolayı bu sesin ön türeme mi yoksa ses düşmesi mi olduğu konusunde pek çok araştırmacı tereddüde düşmüştür. Konu hakkında fikir beyan edenlerin bir kısmı, yılkı kelimesini de örnek vererek, ses türemesi, bir kısmı da ses düşmesi olarak meseleyi ele almışlardır.

A Von Gabain, Eski Türkçe metinlerde tespit ettiğ örneklere dayanarak konuyu bir y- ön türemesi şeklinde açıklamaktadır [15] . Tahsin Banguoğlu, Türkiye Türkçesi’ndeki durumu göz önüne alarak y- sesinin bir ön türeme olduğunu söylemektedir [16] .

Janos Eckmann, Çağatay Türkçesi sahasındaki kelimeleri delil göstererek y- düşmesi kabul etmekte ve Türkçe’nin bu sahasında ilgili kelimelerin başında y- sesinin bulunmadığını bildirmektedir [17] . Faruk K. Timurtaş, eski Türkiye Türkçesi metinlerinde tespit ettiği örneklere dayanarak y- düşmesi olarak kabul etmektedir [18] . Muharrem Ergin Azerbaycan Türkçesi’nde geçen örneklerden hareketle hadiseyi, y- düşmesi konusu içerisinde değerlendirmiştir [19] .

Talât Tekin, ön seste y- türemesini derinlemesine incelemiş ve kelimelerin başında bulunan uzun ünlülerden dolayı y- türemesi olduğu belirtilmiştir. İncelediği örnekler içerisinde yılkı kelimesine yer vermemiştir [20] .

Ön seste bulunan y- konusu bir süre daha tartışılacak gibidir. Bu konu tartışıladursun, yılkı kelimesinin başında bulunan y- sesi, büyük bir ihtimalle türemedir. Başta bulunan normalden daha kısa “ı-” ünlüsünden sonra yer alan akıcı “l” ünsüzüyle beraber kelime başında bulunması, sıkıntılı gibi gözükmektedir. y- ünsüzünün ön türeme konusu olduğu kelimelerin pek çoğu bu durumdadır: ıl>yıl, ıldırım>yıldırım, ılduz>yıldız, ılıg>yılıg “ılık”, ılan/yılan “yılan”. Büyük bir kısmı da “ı” ve diğer akıcı ünsüzlerin kelime başında yan yana geldiği örnekledir.: ır>yır “müzik, şarkı”, ıra->yıra- “kaçmak”, ırak>yırak, ırla->yırla- “şarkı söylemek”, ığla-> yığla- “ağlamak”.

Kelimenin dikkat çeken diğer bir özelliği de ön seste türediği düşünülen ünsüzün Türkçe’nin çeşitli sahalarında değişiklik göstermesidir.

Ön seste y- türemesi, Türk lehçe ve şivelerinin geniş coğrafyalara yayılmasından önce gerçekleşmiş olmalıdır. Ön sese yerleşen y-, daha sonra başka ünsüzlere değişmiştir. Çuvaş Türkçesi’nde y->s-, Karakalpak Türkçesi ve Kırgız Türkçesi’nde y->c-, Kazak ve Uygur Türkçesi’nde y->j-. Bu değişiklikler Türk lehçe ve şivelerinin genel kuralları ile ilgilidir. Kelime başında görülen değişiklikler ses denklikleri ile açıklanmakta olup çoğunlukla kurallıdır.

Bütün bunlardan anlaşıldığına göre, yıl- (cıl->ıl-) fiili ve ondan türeyen kelimeler, toprağa paralel olarak hareketlilik, hareket etmek, hareket ettirmek anlamlarına gelen kelimelere kaynaklık ettiği anlaşılmaktadır.

Kelimeyi isimleştiren ek ise Eski Türkçe’den beri çok sık kullanılan –kı (-ki, -ku, -kü, -gı, -gi, -gu, -gü) ekidir. Bu ek fiillere gelmekte ve say-gı, bil-gi, sor-gu, gör-gü, bıç-kı, sil-gi, uyu-ku (>uyku), ... örneklerinde olduğu gibi onları isim durumuna getirmektedir.

Sonuç olarak yılkı kelimesi, büyük bir ihtimalle ıl- yıl- fiilinden türemiştir. –ki ekiyle isimleşmiş, y- ön türemesiyle asıl şeklini almıştır.

--------------------------------------------------------------------------------

* Türk Dili, S. 593, Mayıs 2001, s 538-541

[1] A von Gabain. Eski Türkçe’nin grameri. (çev.: Mehmet Akalın). TDK yay., Ankara 1988. s. 310

[2] Şinasi Tekin. Maytrısımıl. Atatürk Üniversitesi yay. , Ankara 1976. s. 507

[3] Besim Atalay Divanü Lügati’t Türk Dizini. C IV, TDK yay., Ankara 1986. s. 784

[4] R. Görenbech. Kuman Lehçesi sözlüğü. (Çev. Kemal Aytaç). Kültür Bakanlığı yay. Ankara 1992. s 229

[5] James Russel Hamilton. İyi ve kötü Prens Öyküsü. (Türkçe çeviri: Vedat Köken). TDK yay., Ankara 1998, s. 236

[6] Hasan Eren. Türk dili’nin Etimolojik Sözlüğü. Bizim Büro Basım Evi, Ankara 1999, s. 454’den naklen.

[7] Eren a, g, y.

[8] Eren a, g, y.

[9] K. K. Yudahin . Kırgız Sözlüğü. (Türkçe’ye çeviren: Abdullah Taymas). C. 1, TDK yay., Ankara 1988. s 208-211

[10] Tarama sözlüğü. TDK yay., C III, Ankara 1967. s. 1945-1946.

[11] Necati Demir. Dânişmend-nâme’nin Dil özellikleri. (yayımlanmamış doktora tezi). Konya 1986 s. 311

[12] Tarama sözlüğü. TDK yay., C III, Ankara 1967. s. 1940

[13] Tarama sözlüğü. TDK yay., C VI, Ankara 1972. s. 4583.

[14] Derleme sözlüğü. C.XI. TDK yay., Ankara 1979. s. 4268-4269, 4272.

[15] Gabain. a.g.e. s. 39

[16] Tahsin Banguoğlu. Türkçe’nin Grameri. TDK yay., Ankara 1986, s. 67

[17] Janos Eckmann. Çağatay’ca el kitabı. (çev.: Günay Karaağaç). İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yay., İstanbul 1988. s. 26

[18] Faruk K. Timurtaş. Eski Türkiye Türkçe’si, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yay., İstanbul 1977, s. 62

[19] Muharrem Ergin. Azeri Türkçe’si, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yay., İstanbul 1981, s. 90-91

[20] Talât Tekin. “Türk Dilleri’nde Ön Seste y- Türemesi”, Türk dilleri Araştırmaları, C. 4, Ankara 1994, s. 51-66


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !