HÜSAMETTİN YALHI Özgeçmişi.

 

                                  (1909 - 17 Mart 1993)


ATATÜRK neslinin ve Cumhuriyetin ilk sanayicilerindendir.

Büyük dedesi: Hasan Yalhı
Dedesi:             Salih (Ağa) Yalhı
Babası:             Mehmet Yalhı (Çanakkale Savaşları Şehidi) ( ?... - 1915)
Annesi:             Hacer (Odyakmaz) Yalhı ( ?... - 26 Aralık 1939)
Eşi:                    Lütfiye Yalhı (1915 - 15 şubat 1992)

1909'da, Koyulhisar'da Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
(II. Abdülhamit'in tahttan indirildiği yıl)
(Koyulhisar, 1933 yılı öncesi il olan Şebinkarahisar'a bağlı bir ilçeydi. Vilayetlerin yeniden düzenlenmesi çalışmaları çerçevesinde birçok il ilçe haline getirilmiş, bu arada Şebinkarahisar da 20.5.1933 tarih ve 2197 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir. Bu tarihten sonra Koyulhisar, Sivas'a bağlanmıştır.)

1915-1916 Çanakkale Savaşları'nda babası Mehmet Yalhı'yı şehit vererek yetim kaldı.

1927 yılında Elaziz Muallim Mektebi'ne (öğretmen okuluna) girdi.
(Elazığ'ın Osmanlı Dönemindeki ilk adı Mezra'dır. Elazığ'ın Sultan AZİZ zamanında bayındırlaştığı ve buraya MAMURET'ÜL AZİZ yani "Aziz'in yaptırdığı kent" adı verilmektedir. Sonraları halkın ağzında daha kolay söylenebildiği için ELAZİZ olarak kullanılmıştır. 17 Kasım 1937'de ELAZİZ'e gelen Atatürk, şehrin adının ELAZIK olmasını istemiş; Atatürk'ün önerisi ve bakanlar kurulu kararı ile Elaziz, Elazık olarak değiştirilmiştir. Azık diyarı anlamına gelen bu kelime, söyleniş zorluğu nedeniyle 10 Aralık 1937'de bir bakanlar kurulu kararı ile bugünkü söyleniş şekliyle "ELAZIĞ" olarak kabul edilmiştir.
[KAYNAK: http://www.devletonline.com/turkiye/elazig/])


1929-1930 yılları arasında askerliğe hazırlık ve ders talimlerine ve kamplara iştirak ederek, 27 Haziran 1930’da askerî ehliyet aldı.

1930 yılında Elaziz Muallim Mektebi’ni; anne tarafından akrabası ve büyüğü, minnet borcumuz olan rahmetli Remzi Odyakmaz'ın maddi ve manevi desteğiyle tamamladı ve aynı yılın Ağustos ayında öğretmen olarak Amasya vilayeti merkezine tayin oldu. Bir süre de İstanbul'da Feyziye Mektepleri'nde (Bugünkü Işık Lısesi) öğretmenlik yaptı.

1932 Kasım ayında İstanbul Üçüncü Muhabere Alayı’nda (İstanbul-Beşiktaş-Yıldız-Barbaros Bulvarı) muhabere ihtiyat zabiti (muhabere yedeksubayı) olarak askerlik görevine başladı. 27 Nisan 1934’te terhis oldu ve öğretmenlik görevine devam etti.

14 Eylül 1934'de Lütfiye Hanımla evlendi.

Mecburi hizmeti yedi buçuk sene olup, dört sene iki ay vazife yaptıktan sonra, üç sene dört aylık borcunu bedelli olarak ödeyerek Kasım 1934’te istifa etti.

26 Kasım 1934' de stajyer olarak Ölçüler ve Ayar Başmüfettişliği'nde çalışmaya başladı.

Ocak 1935'de Marmara mıntakası Ölçüler ve Ayar Başmüfettişliği’nİn elektrik departmanında çalışmaya başladı.

7 Şubat 1935’te İktisat Vekâleti Ölçüler ve Ayar Müdürlüğü’ne (
bugünkü adıyla Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü) yazdığı dilekçeyle, ayar fen memurluğu görevine tayinini istedi ve 1935 yılının Eylül’ünden önce bu görevde işe başladı. Aynı yıl bir kızı dünyaya geldi.

1937 yılında (28 yaşında) "Ölçüler ve Ayar Müdürlüğü"nün verdiği görev üzerine "Muaddel Nizamname Projesi"ni (Değiştirilmiş Yönetmelik) hazırladı. Ayrıca, dönemin gençlerinin istifadesi için ölçme esaslarını, eski ölçüleri ve metrik sistemdeki karşılıklarını, para ve diğer ölçü birimlerinin nereden ve nasıl bulunduğunu açıklayan bir kitap yazdı fakat yayımlama imkânı bulamadı. Ancak yazılımdan 60 yıl sonra (1997), oğlu tarafından " Ölçü Mevzuatı "
adı altında kitaplaştırılarak, bir nüshası Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) kitaplığına, torunu Mehmet Yalhı tarafından armağan edildi.

Bu kitabın UME'ye armağan ediliş nedenlerinden biri; Hüsamettin Yalhı'nın, böyle bir fizik lâboratuarının kurulması ihtiyacını 50 yıl önceden görmüş ve arzulamış olmasıdır.

Kitabındaki  "Birkaç Söz" adı altında yazmış olduğu ön sözünde:

"(...) Bir memleketin sanayii ölçü ile yükseldiği muhakkaktır. Fakat ne çare ki memleketimizde bir Fizik Teknik Lâboratuarı açılmadıkça yabancı milletlerin yalan yanlış yaptıkları ve memleketimize ithâl ettikleri ölçü âletlerini kendimize mâl ede ede genç Türkiye’ye kötü, köhne bir san’at makanizması kuruyoruz demektir."

ifadesiyle konunun ülke sanayiindeki önemini açıkça belirterek bugünkü UME'nin mutlak gerekliliğinden söz etmiştir. (Devlet Planlama Teşkilatının, 8. beş Yıllık Kalkınma Planı'nın SANAYİ POLİTİKALARI ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU RAPORU'nun 215. sayfasında, bu cümleleri, Hüsamettin Yalhı'nın bu kitabından naklen yayımlanmıştır.)

Ayrıca Ölçü Mevzuatı adlı kitabı (Ankara, 22 Birinci Teşrin (22 Ekim) 1937, Hüsamettin Yalhı arşivi, TÜBİTAK arşivi) ve sözlerinin bir kısmı, Bilim ve Teknik Dergisi, Ekim 2009, 503. sayısında konu edilmektedir.


1939 büyük Erzincan depreminde, annesi Hacer Hanımı kaybetti.
(
52,5 saniye süren, 1939 Erzincan büyük depreminde Koyulhisar'da taş taş üstünde kalmamıştır. Sabaha karşı saat 2:00 sıralarında olan bu 7.9 (MS=7.9) büyüklüğündeki depremde, 116.720 konut yıkılmış, 32.962 kişi ölmüştür. Deprem sonrası yer değiştirerek yeniden yapılanmıştır.)
 
İkinci Dünya Savaşı nedeniyle milli seferberlik ilân edildiğinden, 7 Temmuz 1941’de ikinci defa askere alındı. 1942 yılında bir oğlu oldu. Bu ikinci askerlik görevini Eskişehir’de yaparak, 1 Ocak 1943’te terhis oldu.

1946 yılında "Ölçüler ve Ayar Teşkilatı"ndan istifa edip, İstanbul, Karaköy'de "Su Sayaçları Ayar İstasyonu" adı altında (Türkiye'nin ilk özel su sayacı ayar istasyonudur) bir iş yeri açtı. Ayar istasyonu ve sayaç yedek parçalarını resimleyerek yayımladı ve üretmeye başladı. Sayaç tiplerine ve parça isimlerine Türkçe sözcükler koyarak, bu konudaki teknik terimlerin isim babalığını yaptı. Bu isimler halen kullanılmaktadır (Tek huzmeli=single jet; çok huzmeli =multi jet; yıldız dişli,  tambur; huzme çanağı, intikal dişlisi, ...).

Gerek memuriyet hayatında ve gerekse bu iş yerinin açılmasında maddi ve manevi yardımlarda bulunan aile büyüğümüz, kendisinden 20 yaş kadar büyük olan amca çocuğu
Hasan Sadrettin Yalhı'yı da rahmet ve minnetle anıyoruz.

1948'de, üyesi olduğu "Tüccar Derneği"nin tertiplediği "1948 Türkiye İktisat Kongresi"ne katıldı. [İnternet PDF dosyası, 36. sayfa, orta sütun, 39. satırda adı kayıtlıdır.]

1953 yılında Su Sayacı üretimine teşebbüs etti ve çalışmalara başladı.

1955 yılında TEKSAN Su Sayaçları Fabrikası'nı kurdu. (Türkiye'nin ilk "su sayacı" fabrikasıdır.) 1956 yılında hükümet bazında yaptığı girişimlerle, Türkiye'nin tüm su sayacı ihtiyacını karşılayacağı taahhüdü ile ithalatının engellenmesini sağlayıp ülkemize büyük ölçüde döviz kazandırmıştır.
(Bu tarihe kadar, ülkemize, ABD ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden, sömürgelerine gönderdikleri kötü ve kalitesiz, aynı zamanda pahalı su sayaçları ithal ediliyordu.)

Tüm çalışanları ile bir sevgi ve saygı bağı oluşturmayı başarmış ve gösterdiği şefkat nedeniyle "Bey Baba" lâkabıyla anılır olmuştu.

Özdeyişleri:

  • "Var olan bir işi devam ettirmek, yeni bir iş kurmaktan daha zordur."
  • "Bitiremeyeceğin bir işe başlama; başladığın işi mutlaka bitir."
  • "Sürdürmekte olduğun bir işe, zaman zaman sıfır noktasından bak."

17 Mart 1993'te vefat etti. İstanbul, Edirnekapı Şehitliği'nde eşi Lütfiye Yalhı'yla yan yana yatmaktadır.

Kendisini Rahmet ve minnetle anıyoruz.

Vikipedi Ansiklopedisi'nde Hüsamettin Yalhı

 

*-*-*-*-*-*-*
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !