Hüsamettin Yalhı'dan nasihatler, anekdotlar


Nasihatler:

  • "Bir işe başlamadan önce iyice düşün; ölç, biç, tart. Bitiremeyeceğin işe başlama, başladığın işi mutlaka bitir."
  •  
  • "Var olan bir işi devam ettirmek, yeni bir iş kurmaktan çok daha zordur."
  •  
  • "Doğru olduğuna inandığın şeyin peşini, aksi kanıtlanıncaya kadar bırakma. Asla pes etme."
  •  
  • "Birileri bir şey üretir, diğerleri de onun resmini çeker. Sen hangisi olmak istersin?"


Anekdotlar:

    Bir çocukluk anısını anlatıyor:


    "İlkokul talebesiydim. Okulum, evimizden hayli uzaktı. Köyümüzde yol olmadığı için tarlalardan geçerek giderdik. Bir gün aniden bir köpek saldırdı. Çoban köpeğiydi. Meğerse biraz ötede, tepenin ardında bir çoban, koyunlarını otlatıyormuş. Köpek de koyunları korumak üzere bana saldırmış.

     Köy şartlarında yetiştiğimiz için, köpekle nasıl mücadele edileceğini küçük yaşlarda öğrenirdik. Çantamı elimden attığım gibi, sol kolumu köpeğe uzattım. Kolumu kaptı; sağ kolum ve elim serbest kaldı. Bir setin arkasına yuvarlandık, boğuşmaya başladık. O arada sağ elime geçen irice bir taş parçasıyla kafasına vurmaya başladım. Sol kolum oldukça hırpalanmıştı ama bir süre sonra köpek de ölmüştü.

    Asıl sorun şimdi başlamıştı. Çoban; köpeğinin öldüğünü anlarsa, o da beni öldürürdü. Çünkü köpek, çobanın hayatındaki en önemli varlıktı. Korkudan titriyordum. Köpeğin saldırması bile beni bu kadar korkutmamıştı. Çobana görünmeden, uzunca bir mesafeyi  yerde sürünerek kat ettim. Selametle okula vardım ama hâlâ bacaklarım titriyordu."

*-*-*-*-*-*

    Delikanlılık çağındaydım. Nedense silaha merak sarmıştım ve babama devamlı silahla ilgili sorular soruyordum. Bu merakımdan biraz endişelenmişti. Ancak, herhangi bir konuya olumsuz yaklaşmak yerine, bir olay aktararak ibret almamı sağlardı. Onun eğitim tarzıydı bu. Bana bir hikayesini anlattı:



     Bir delikanlılık anısı: 

    "Delikanlıydım. Sevdiğim bir arkadaşım vardı. Henüz çok genç olmasına rağmen nişanlanmıştı. Bizim zamanımızda evlilikler çoğunlukla genç yaşlarda yapılırdı.

    Bu arkadaşım, nişanlısıyla parkta dolaşmaya çıkmış. Gençlik bu ya, biraz da yalnız kalmak istemişler, parkın tenhaca bir yerine gitmişler.
 
    Karşılarına iki soyguncu çıkmış, üzerlerinde cüzdan, takı, ne varsa almışlar.
 
    Arkadaşımın yeni aldığı silaha da el koymuşlar. O zaman benim arkadaş yakınmış:
 
    - Ağabey, hiç değilse silahımı bırak!
 
Soyguncu hiddetle sormuş:
 
    - Ne yapacaksın silahı?
 
Arkadaşım cevap vermiş:
 
    - Ağabey; bakarsın lazım olur.
 
Soyguncu cevap vermiş:
 
    - Hadi ordan sende! Şimdi lazım olmuştu, kullanaydın ya! Hiçbir işine yaramadığı ortada! " diyerek silahı da almış ve hızla uzaklaşmışlar.
 
    Lazım olduğunda bile hiçbir işe yaramayan nesnedir o..."

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !