Hatice FİRDEVS YALHI


          (M. Yalçın Yalhı ve Birsen Alemdar'ın anneannesi)

     1960 yılında M. Yalçın Yalhı tarafından ev haliyle çekilmiştir.

 

Doğum:   (1302/1300) 1884/1885

Dedesi:    Hasan Yalhı

Babası:   (Hacı) Halil Yalhı (Mayıs 1855/1856 - Mayıs 1928)

Annesi:   Ayşe Sıdıka

Ağabeyi: Hasan Sadrettin Yalhı (?... - 18 Şubat 1970)

Vefat:      23 Mart 1964

 

Osmanlı döneminde, kız çocuklarının okutulmadığı acı bir gerçek.

Babası; saray erkanından, aydın bir kişi olmasına rağmen kızına okuma yazma öğretmemiş, hattâ yasaklamıştı. Fakat kendisi özel bir gayretle ve babasından gizli olarak nasılsa  okuma yazma öğrenmeyi başarmıştı. Hem de eski Türkçe harflerlerle...

Zamanında, "Nüsha-i Mümtaze" adlı bir dergiyi gizlice alır ve okurdu. Bu dergiden ezberlemiş olduğu şiirlerden birini 1960 yılında bana okudu. 76 yaşında olmasına rağmen hatırlayabilmesi beni şaşırtmıştı:

                Sisler inmişti civare, saçılıyordu bârân

                Ne kadar gamlı teessürlü ötüyordu mûrgan

                Rehgüzarında gülümsüyordu bana berg-i hazan

                Kaldım akşama kadar serviler içinde düşkün

                Seni gömmüştüm o gün.

 

                Niye gittin daha on beş yaşına girmiş iken

                Beni aguşe alaydı o seni örten medfen

                Ben gireydim o mezare demeliydin bana sen

                Kaldım akşama kadar serviler içinde düşkün

                Seni gömmüştüm o gün.

 

* Bârân: Yağmur. Rahmet.

* Mürgan: Kuşlar

* Reh güzer (Reh-güzâr): Geçilen yol. Yol üstü. Geçit.

* Berg-i hazan: Sonbahar yaprakları

* Aguş: Kucak. Sığınılacak yer.

* Medfen: Mezar. Defnedilen, gömülen yer.

İstanbul, Paşabahçe'de oturdukları dönemde İstanbul'un işgalinde yaşadıklarını anlatmıştı. Yunanlı askerlerin, ihtiyar bir dedeye "Yaşasın Venizelos" dedirtmeye uğraştıklarını, bunu söylemeyen dedeye işkence yaparak sonunda söylettiklerini gözleri dolarak anlattı. Dedenin, sonradan "Yaşasın Mustafa Kemal" demesiyle, herkesin gözleri önünde hunharca öldürülüşünü, o günü tekrar yaşarcasına ve içi katılarak bana anlatmıştı..

Yunan işgalinde halkın, silahlarını teslim etmesi istenmişti. Fakat babası Halil Ağa, silahını teslim etmemekte direniyordu. İhtiyar dedenin başına gelenleri gören Firdevs Yalhı, babasının da aynı zulme uğramasından korkuyordu. Bir gün gizlice babasının silahını alıp eteğinin arasında saklayarak, bahçedeki kuyuya atmıştı.

Bir Atatürk hayranı olan Firdevs Yalhı, Cumhuriyet döneminde ulu önder Atatürk'ün yaptığı Harf İnkılabı ile yeni Türk Alfabesini de öğrenmişti. Günün olaylarını ve teknolojik gelişmeleri yadırgamaksızın, yakından takip ederdi.

12 Nisan 1961'de, Sovyet kozmonotu Yuri Gagarin'in ilk uzay yolculuğunu radyo başında an be an takip ederken "Allah'ın şu insanoğluna verdiği akıl ne muhteşem!" diyerek duygulanmıştı.

Kardeşi Hasan Sadrettin Yalhı'nın 1911-1912 yıllarında cepheden yazmış olduğu mektupları uzun yıllar titizlikle saklamıştı. 11 Aralık 1962'de bu mektupları bana (M. Yalçın Yalhı) "Sen kıymet bilirsin. Artık sana emanet" diyerek teslim etmişti. Eski Türkçe yazılmış olduğu için okuyamadığım bu değerli mektuplar, arşivimde muhafaza edilmektedir.

"İki günlük ömre üç günlük nafaka gerek." ve "İki gün yatak, üçüncü gün toprak." sıkça kullandığı atasözlerindendi.

Bütün tanıyanları tarafından "Bir karıncayı bile incitmezdi" diye anılan Firdevs Yalhı, mahzun tebessümüyle oturduğu köşesinde ailemizin göz bebeği, evimizin nuru idi.

Akciğer kanseri teşhisinden üç ay kadar sonra vefat etti. İstanbul, Mevlânakapı, 'Kozlu Kabristanı'nda erkek kardeşi Hasan Sadrettin Yalhı ile yan yana yatmaktadır.

Eksikliğini her an hissettiğimiz bu muhterem aile büyüğümüzü saygı ve Rahmetle anıyoruz.


*-*-*-*-*

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !